ÇİÇEĞİ YALOVA ÜRETİYOR, DÜNYAYA BRÜKSEL SERGİLİYOR!

Yalova yılda yaklaşık 162 milyon adet süs bitkisi üretiyor. Belçika'nın bitki ve çiçek üretiminin yıllık ekonomik değeri ise yaklaşık 550 milyon avro. Ancak çiçeği uluslararası bir turizm markasına dönüştüren Brüksel olurken, “çiçek kenti” Yalova'nın neden aynı başarıyı gösteremediği merak konusu....

GÜNCEL - 15-08-2026 09:05

 

Önce şunu söyleyeyim; neden Brüksel'i konu alıyorum?

Hayatımın neredeyse yarım asırlık bir dönemini Brüksel'de yaşadım. Dolayısıyla bugün yaşadığım Yalova'yı Brüksel'le karşılaştırmam benim açımdan önemli.

Her iki şehri de iyi tanımam, yıllarca Brüksel'in nasıl değiştiğini, nasıl bir Avrupa başkentine dönüştüğünü yakından görmüş olmam ve bugün de Yalova'da yaşamam, aslında beni bu haberi yapmaya iten en önemli nedenlerden biri.

Özel Haber 

Yalova yılda yaklaşık 162 milyon adet süs bitkisi üretiyor. Belçika'nın bitki ve çiçek üretiminin yıllık ekonomik değeri ise yaklaşık 550 milyon avro. Brüksel, çiçeği dünyanın izlediği bir turizm ve şehir tanıtımına dönüştürürken, Türkiye'nin önemli süs bitkileri üretim merkezlerinden Yalova'nın neden hâlâ uluslararası bir çiçek markası yaratamadığı sorusu ortada duruyor.

Önce şunu söyleyeyim; neden Brüksel'i konu alıyorum?

Hayatımın neredeyse yarım asırlık bir dönemini Brüksel'de yaşadım. Dolayısıyla bugün yaşadığım Yalova'yı Brüksel'le karşılaştırmam benim açımdan önemli.

Her iki şehri de iyi tanımam, yıllarca Brüksel'in nasıl değiştiğini, elindeki değerleri nasıl değerlendirdiğini yakından görmüş olmam ve bugün de Yalova'da yaşamam, aslında beni bu haberi yapmaya iten en önemli nedenlerden biri.

Elbette Brüksel ile Yalova'yı nüfusu, bütçesi veya ekonomik büyüklüğü açısından karşılaştırmıyorum.

Benim karşılaştırdığım çok daha basit bir şey:

Bir şehir elindeki değeri nasıl kullanıyor?

Ve bu açıdan baktığımda Yalova adına sorulması gereken çok ciddi sorular olduğunu düşünüyorum.

BRÜKSEL'DE DÖRT GÜNLÜK BİR ÇİÇEK HALISI, DÜNYALIK TANITIM

Belçika'nın başkenti Brüksel'de bu günlerde dünyaca ünlü Grand-Place meydanı yine dev bir çiçek halısıyla kaplı.

13-16 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilen 2026 Brüksel Çiçek Halısı'nın bu yılki teması Japonya.

70 metre uzunluğunda, 24 metre genişliğinde...

Tam 1.680 metrekarelik dev bir çiçek halısı.

Yüz binlerce çiçek, farklı bitkiler ve doğal malzemeler kullanılarak hazırlanan bu dev eser, yüzden fazla gönüllünün katılımıyla saatler içerisinde Grand-Place'ın taşlarının üzerine seriliyor.

Ve sadece birkaç gün orada kalıyor.

Ama o birkaç gün içerisinde dünyanın dört bir tarafından insanlar geliyor.

Fotoğraflar çekiliyor.

Televizyonlar görüntülüyor.

Gazeteler yazıyor.

Sosyal medya o görüntülerle doluyor.

Brüksel'in adı bir kez daha dünyanın dört bir tarafına taşınıyor.

Adamlar aslında çok basit ama son derece akıllıca bir şey yapıyor:

Çiçeği sanatla buluşturuyor, sanatı turizme, turizmi de şehrin tanıtımına dönüştürüyor.

PEKİ NEDEN AĞUSTOS?

Brüksel bu organizasyonu rastgele bir tarihte de yapmıyor.

Çiçek Halısı geleneksel olarak 15 Ağustos civarında gerçekleştiriliyor.

Bunun tarihi bir tarafı var. İlk Grand-Place Çiçek Halısı 1971 yılında yine 15 Ağustos döneminde gerçekleştiriliyor ve daha sonra bu tarih bir geleneğe dönüşüyor.

15 Ağustos aynı zamanda Belçika'da Meryem'in Göğe Kabulü, yani “Assomption” günü ve resmi tatil.

Ancak işin çiçekçilik açısından da önemli bir tarafı bulunuyor.

Ağustos ortası, halıda kullanılan bazı çiçeklerin uygun olduğu dönemlerden biri. Organizasyon ayrıca mümkün olduğu kadar Belçikalı üreticilerin çiçeklerini kullanmaya öncelik veriyor.

Yani adamlar yalnızca bir festival tarihi belirlemiyor.

Üreticiyi, üretim sezonunu, çiçeği, sanatı, tarihi meydanı, gönüllüyü ve turizmi aynı organizasyonun içerisine yerleştiriyor.

İşte Yalova'nın bakması gereken yer tam da burasıdır.

YALOVA 162 MİLYON SÜS BİTKİSİ ÜRETİYOR

Şimdi dönelim Yalova'ya...

Yalova Belediyesi'nin yayımladığı verilere göre kentte 4.849 dekar alanda yaklaşık 162 milyon adet süs bitkisi üretiliyor.

Türkiye'nin orkide üretiminin de neredeyse tamamı Yalova'da gerçekleştiriliyor.

Üreticimiz var.

Seramız var.

Yılların oluşturduğu bilgi birikimimiz var.

İklimimiz uygun.

Denizimiz var.

Termalimiz var.

Doğamız var.

İstanbul gibi yaklaşık 16 milyonluk bir metropol hemen yanı başımızda.

Bursa hemen yanı başımızda.

Kara yolu var, deniz yolu var, havaalanları yakın.

O zaman insan ister istemez soruyor:

162 milyon süs bitkisinin üretildiği bir şehir neden Türkiye'nin tartışmasız “Çiçek Başkenti” olarak tanınmıyor?

Neden insanlar İstanbul'dan Yalova'ya özellikle çiçek görmek için gelmiyor?

Neden Yalova'nın her yıl veya iki yılda bir gerçekleştirilen, tarihi aylar öncesinden bilinen uluslararası bir Çiçek Festivali yok?

Neden tur şirketleri programlarına “Yalova Çiçek Festivali” diye bir etkinlik koymuyor?

Neden şehrin otelleri böyle bir etkinlik için hazırlık yapmıyor?

Neden ulusal ve uluslararası basının Yalova'ya geleceği birkaç günlük dev bir organizasyon yaratamıyoruz?

BU SORUNUN SORUMLUSU SADECE BELEDİYE DEĞİL

Burada bütün sorumluluğu Yalova Belediyesi'nin üzerine bırakmak da bana göre büyük kolaycılık olur.

Çünkü bu mesele bir belediyenin birkaç kavşağa çiçek dikmesi meselesi değildir.

Bu bir şehir vizyonu meselesidir.

Dolayısıyla;

Yalova Valiliği,

Yalova Belediyesi,

İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü,

İl Tarım ve Orman Müdürlüğü,

Garden A.Ş.,

Yalova Ticaret ve Sanayi Odası,

üretici birlikleri,

üniversite,

turizm sektörü,

otelciler,

peyzaj mimarları,

ve şehrin ekonomisinden, turizminden ve tanıtımından sorumluluk taşıyan bütün kurumların kendilerine aynı soruyu sorması gerekiyor:

Türkiye'nin en önemli çiçek üretim merkezlerinden birinde, çiçeği neden hâlâ güçlü bir turizm markasına dönüştüremedik?

2050'Yİ KONUŞUYORUZ, PEKİ 2026'DA NE YAPIYORUZ?

Üstelik daha geçtiğimiz Haziran ayında Yalova'da “Peyzaj ve Süs Bitkilerinde Yeni Nesil Vizyon Forumu 2050” gerçekleştirildi.

İklim değişikliği konuşuldu.

Dijitalleşme konuşuldu.

Yapay zekâ konuşuldu.

Robotik teknolojiler konuşuldu.

2050'nin sektörü konuşuldu.

Bunların hepsi güzel.

Elbette konuşulsun.

Ama benim gazeteci olarak soracağım soru çok daha basit:

2050'nin Yalova'sını konuşurken, 2026'nın Yalova'sında çiçeği turizme dönüştürmek için ne yapıyoruz?

Toplantılar yapmak önemlidir.

Raporlar hazırlamak da önemlidir.

Ama bunlar sonuç değildir.

Vizyon, konuşulanları şehrin sokaklarında görünür hale getirebilmektir.

ASLINDA YALOVA BU FİKRİ 14 YIL ÖNCE DENEMİŞ

İşin en düşündürücü taraflarından biri de burada başlıyor.

Çünkü Yalova için Brüksel örneği yeni değil.

Bundan tam 14 yıl önce, 2012 yılında, dönemin Yalova Belediye Başkanı @Yakup Koçal döneminde Osmanlı Parkı'nda bir “Çiçek Halı” uygulaması gerçekleştiriliyor.

Üstelik bunun nereden esinlendiği de gizlenmiyor.

Brüksel Grand-Place Çiçek Halısı'ndan...

Dönemin yerel basınında yer alan haberlerde, Yakup Koçal'ın Yalova'daki çiçek halısının Brüksel'deki uygulamadan esinlenerek oluşturulduğunu söylediği açıkça yer alıyor.

Yani Yalova aslında 14 yıl önce doğru örneğe bakmış.

Bir fikir ortaya konmuş.

Bir başlangıç yapılmış.

Peki sonra?

İşte bugün sorulması gereken soru budur:

Bu fikre ne oldu?

Neden büyütülmedi?

Neden her yıl veya iki yılda bir yapılan bir Yalova geleneğine dönüştürülmedi?

Neden Osmanlı Parkı'nda başlayan bu fikir zaman içerisinde bütün şehri kapsayan büyük bir Çiçek Festivali'ne dönüşmedi?

Neden 14 yıl içerisinde bu işi uluslararası boyuta taşıyamadık?

Brüksel bir fikri geleneğe, geleneği markaya, markayı turizme ve ekonomik değere dönüştürürken;

Yalova neden başladığı yerde kaldı?

NEDEN BİR “YALOVA ÇİÇEK HALISI” OLMASIN?

Üstelik Brüksel'i birebir kopyalamaktan da bahsetmiyorum.

Yalova kendi modelini yaratabilir.

Önce Yalova'nın çiçek üretim takvimine bakılır.

Hangi dönemde hangi çiçeğin üretimi en yüksek seviyedeyse festival tarihi buna göre belirlenir.

Her yıl başka bir tema seçilir.

Bir yıl Atatürk ve Yürüyen Köşk...

Bir yıl Termal...

Bir yıl Marmara Denizi ve Yalova...

Bir yıl Türk Dünyası...

Bir başka yıl konuk ülke Belçika, Azerbaycan, Japonya veya Hollanda...

Yalovalı üreticiler çiçeklerini ortaya koyar.

Peyzaj mimarları tasarlar.

Üniversite öğrencileri projeler üretir.

Gençler ve gönüllüler çalışır.

Şehrin merkezi, sahili ve meydanları birkaç günlüğüne dev bir çiçek bahçesine dönüşür.

İstanbul'dan vapurlar dolusu insan gelir.

Bursa'dan insanlar gelir.

Türkiye'nin dört bir tarafından ziyaretçiler gelir.

Oteller dolar.

Restoranlar çalışır.

Esnaf kazanır.

Üretici kendisini ve ürününü tanıtır.

Basın gelir.

Ve Yalova'nın görüntüleri Türkiye'den dünyaya yayılır.

Bunun adına ister Uluslararası Yalova Çiçek Festivali, ister Yalova Çiçek Günleri, ister Yalova Çiçek Halısı diyelim.

Adı hiç önemli değil.

Önemli olan bunu yapabilecek ortak iradenin ortaya çıkmasıdır.

Çünkü Yalova'da çiçek var.

Üretici var.

Bilgi var.

İklim var.

Konum var.

Turizm potansiyeli var.

Ve hepsinden önemlisi, 14 yıl önce denenmiş bir fikir bile var.

O halde geriye tek bir soru kalıyor:

YALOVA'NIN NEYİ EKSİK?

Belki de eksik olan çiçek değildir.

Belki de eksik olan, o 162 milyon çiçeğin içerisinde saklı duran ekonomik ve turistik değeri görebilecek ortak bir şehir vizyonudur.

Brüksel bunu yıllar önce gördü.

Yalova da 2012 yılında Brüksel'den esinlenerek ilk adımı attı.

Ama devamını getiremedi.

Şimdi Yalova'nın Valiliğinden Belediyesine, Turizm Müdürlüğünden Tarım Müdürlüğüne, üreticisinden Ticaret ve Sanayi Odasına kadar herkesin bu soruya cevap vermesi gerekiyor:

Yılda 162 milyon süs bitkisi üreten bir şehir, neden kendi çiçeğini dünyaya gösterecek birkaç günlük uluslararası bir organizasyon yaratamıyor?

Çünkü artık mesele çiçek değil.

Mesele, Yalova'nın elindeki değerin farkında olup olmadığıdır.

Günün Diğer Haberleri