https://www.cinarcikhaber.com.tr/files/uploads/user/1768122246-81169e506a.png
Bülent Gürçam

Planlanmayan Tarım ve Hayvancılık, Yönetilemeyen Gelecek Demektir !

26-02-2026 11:13 408 kez okundu.

Bu ülkenin tarım ve hayvancılık politikası sil baştan yeniden yazılmalıdır.

Bu cümleyi duyguyla değil, sahada üretim yapan biri olarak söylüyorum. Mevcut sistemin hangi ülkeden esinlendiğini, kimler tarafından kaleme alındığını bilmiyorum; fakat bildiğim bir şey var: Türkiye’nin coğrafyasına, iklimine, üretim kültürüne ve saha gerçekliğine tam olarak uymuyor.

Eğer bu politika doğru olsaydı bugün hâlâ temel tarım ürünlerinde arz fazlası–arz açığı döngüsünü yaşamazdık.

Tarım bir serbest piyasa oyunu değildir.
Tarım, stratejik ve akılcı bir planlama işidir.

Bilim bize şunu söylüyor: Tarım üretimi üç temel kurala bağlıdır, iklim, su ve toprak kapasitesi. Türkiye ise bu üç parametre bakımından bağdaşan bir ülke değildir. Karadeniz’in yağış rejimi ile İç Anadolu’nun kuraklığı aynı değildir. Güneydoğu’nun sıcaklık ortalaması ile Marmara’nın nem oranı aynı değildir. Buna rağmen üretim planlaması çoğu zaman serbest piyasa refleksiyle şekillenmektedir.

Bir yıl patates para eder, ertesi yıl herkes patates eker. Sonraki yıl fiyat düşer, çiftçi zarar eder. Üretim azalır, ithalat başlar. Bu döngü kırılmadıkça ilerleme sağlanamaz.

Veya hayvan açığımız olduğu halde bir Kurban da Yüzbinlerce hayvanın bir günde kesilmesini normal karşılar, hatta onu teşvik ederiz ve bir kaç gün sonra ülkede et almak mümkn olmaz, ihtalatın önü açılır...

Mantıken bir ülke şu sorulara yıllar öncesinden cevap vermelidir:

  • Hangi bölgede hangi ürün, hangi miktarda üretilecek?

  • Su kapasitesi bu üretimi kaldırıyor mu?

  • İç tüketim ve ihracat projeksiyonu nedir?

  • 5 yıl sonra nüfus artışı ne kadar olacak?

  • Hangi hayvan kesilecek, hangi hayvan kesilmeyecek?

Tarım politikası, bir yıllık destekleme açıklaması değildir; en az 5–10 yıllık stratejik bir yol haritasıdır.

Hayvancılıkta da durum farklı değil.

Hangi bölgede ne kadar büyükbaş, ne kadar küçükbaş, ne kadar kanatlı yetiştirileceği planlanmalıdır. Gerektiğinde kesim planlaması yapılmalı, bazı dönemlerde stratejik koruma politikaları uygulanmalıdır. Aksi halde ya arz fazlası oluşur ya da ithalat kapısı açılır şu anda yaşadığımız gibi.

Asıl sorunlardan biri de küçük ölçekli ve hobi üreticisinin sistem içinde tanımlanmamış olmasıdır.

Ben kanatlı hobi sektöründe üretim yapıyorum. Yeni ırklar bulma, çoğaltma, damızlık temini ve pazarlama konularında ciddi bürokratik ve yapısal engeller var. Oysa genetik çeşitlilik, hayvancılığın temelidir. Damızlık kalitesi yükselmeden verim artmaz. Verim artmadan maliyet düşmez.

Bilimsel olarak hayvancılıkta ıslah programları üç ayaklıdır:

  1. Genetik ve ırk materyal kalitesi

  2. Besleme optimizasyonu

  3. Hastalık kontrolü ve Veteriner tecrübe yetersizliği

Türkiye’de küçük üretici bu üç ayağın hiçbirinde güçlü destek alamamaktadır.

Hobi ve küçük ölçekli üreticiler için ayrı bir yasal kategori oluşturulmalı, damızlık ithalatı kontrollü ve denetimli biçimde kolaylaştırılmalı, yerli ırkların korunması ile birlikte yeni genetik hatların ülkeye kazandırılması teşvik edilmesi gerekir.

Bugün Avrupa’da hobi kanatlı yetiştiriciliği sadece bir merak alanı değil, aynı zamanda ciddi bir mikro ekonomi modelidir. Türkiye’de ise ya gri alanda kalmakta ya da ağır mevzuat yükü altında ezilmektedir.

Tarım ve hayvancılıkta ilerleme ve başarı, yasakla değil planlamayla olur.
Baskıyla değil teşvikle olur.
Kâğıt üstü uyum yasalarıyla, bürokratik engellerle değil, coğrafyaya uygun stratejiyle olur.

Eğer üretici geleceğini göremezse, üretim azalır. ( Şu anda ben dahil, bir çok hayvan üretici hayvan satma taraftarı değil)
Üretim azalırsa ithalat artar.
İthalat arttıkça yerli üretici sistemden çekilir.

Bu bir ekonomik mesele değil, bana göre bir milli güvenlik meselesidir.

Tarım planlanmazsa gelecek yönetilemez.

Türkiye’nin ihtiyacı olan şey günü kurtaran, siyasi güvence elde edebilecek destek paketleri değil; bilimsel veriye dayalı, bölgesel, uzun vadeli ve cesur bir tarım vizyonudur.

Aksi halde, yavaş yavaş üretmeyen bir ülkeye dönüşürüz.

Neler Söylendi?