https://www.cinarcikhaber.com.tr/files/uploads/user/1768122246-81169e506a.png
Bülent Gürçam

Yalova Neden Bir Turizm Kenti Olamıyor?

07-06-2026 08:11 2 kez okundu.

 

Sevgili Çınarcık Haber okuyucuları,

Bu soru inanın yıllardır cevap aradığım fakat bir türlü tam olarak cevabını bulamadığım bir konu...

İstanbul'a yaklaşık bir saat mesafedeki, Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı'na 45 dakika uzaklıktaki, denizi, ormanları, yaylaları, termal suları, şelaleleri, bitki örtüsü ve doğal güzellikleriyle adeta bir açık hava cenneti olan Yalova neden gerçek anlamda bir turizm kenti olamıyor?

Üstelik burası, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yalova benim kentimdir" dediği, birçok tarımsal ve sosyal projeyi bizzat başlattığı, Cumhuriyet tarihimiz açısından da özel bir yere sahip olan bir şehir...

Peki bu kadar potansiyele sahip olmasına rağmen neden turistlerin öncelikli uğrak noktaları arasına giremiyor?

Denizi var...

Ormanı var...

Termali var...

Şelaleleri var...

Yaylaları var...

Çiçekçiliği var...

İstanbul gibi dev bir metropole komşu...

Feribotlarla ulaşım son derece kolay...

Buna rağmen neden olmuyor?

Üstelik Yalova Turizm Birliği adı altında, belediyelerin de içinde bulunduğu bir yapılanma mevcutken, neden yıllardır bu konuda ciddi bir sıçrama gerçekleştirilemiyor?

Hakikaten düşündürücü bir durum...

Mesela Yalova Termal Kaplıcaları...

Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden günümüze kadar ulaşan köklü bir geçmişe sahip. Cumhuriyet döneminde ise Atatürk'ün sık sık geldiği, dinlendiği ve önem verdiği yerlerden biri olmuş. Bugün baktığınızda Türkiye'nin en kaliteli termal tesislerinden bazıları burada bulunuyor.

Peki buna rağmen neden sağlık turizminin merkezlerinden biri haline gelemiyor?

Neden Avrupa'dan, Orta Doğu'dan veya Türk Cumhuriyetlerinden düzenli turist akışı sağlanamıyor?

Neden bu konu yıllardır ciddi bir kalkınma projesi olarak ele alınmıyor?

Bakın, benim yıllardır yazılarımda üstüne basa basa vurguladığım bir konu vardır:

Vizyon...

Evet, siz hangi makamda olursanız olun, hangi görevi yürütürseniz yürütün, eğer geniş bakamıyorsanız, geleceği göremiyorsanız ve bulunduğunuz bölgenin potansiyelini doğru okuyamıyorsanız başarıya ulaşmanız mümkün değildir.

Ne yazık ki Yalova'da uzun yıllardır bu vizyon eksikliği hissedilmektedir.

Hem seçilmiş yöneticilerde hem de yerel kamu yönetimlerinde zaman zaman bu dar bakış açısının etkileri görülmektedir.

Malum ben de uzun yıllardır bu bölgede yaşamaktayım.

Bir yandan Avrupa'da edindiğim tecrübeler, diğer yandan gazetecilik mesleğinin bana kazandırdığı gözlem yeteneğiyle bu duruma üzülmeden edemiyorum.

Çünkü Yalova'nın sahip olduğu değerlerin çok daha fazlasını hak ettiğine inanıyorum.

Gelin şimdi konuyu biraz daha açalım...

1- Konum ve Ulaşım Avantajı

Dünyanın sayılı metropollerinden biri olan İstanbul'a yalnızca bir saat uzaklıktaki bir kentten bahsediyoruz.

Öyle ki İstanbul'un kendi içerisinde bir ilçeden diğerine ulaşmanın bazen daha uzun sürdüğü düşünülürse, Yalova'nın konumu büyük bir avantajdır.

Saat başı çalışan feribot seferleriyle milyonlarca insanın ulaşabileceği bir noktada bulunmasına rağmen, neden yeterince turist çekemiyor?

Bir zamanlar Yalova için "İstanbul'un arka bahçesi" denildiği anlatılırdı.

İstanbullular hafta sonlarını geçirmek, eğlenmek, dinlenmek ve alışveriş yapmak için Yalova'ya gelirlerdi.

Peki ne oldu da bu alışkanlık zamanla kayboldu?

2- Termal Turizmi

Yalova Termal, Türkiye'nin en önemli sağlık turizmi merkezlerinden biri olabilecek özelliklere sahiptir.

Kaplıcalar, tarihi hamamlar, doğal güzellikler ve yüksek standartlı konaklama tesisleri burada bulunmaktadır.

Bugün birçok Avrupa ülkesi sağlık turizmi sayesinde milyarlarca dolarlık gelir elde ederken, Yalova neden bu pastadan yeterli payı alamıyor?

Neden uluslararası tanıtım kampanyaları yapılmıyor?

Neden termal turizm konusunda kapsamlı projeler geliştirilmiyor?

3- Deniz Turizmi

Yalova adeta bir yarımada görünümündedir.

Uzun sahil şeridine, doğal koylara ve plajlara sahiptir.

Buna rağmen deniz turizmi neden istenilen seviyeye ulaşamıyor?

Neden Marmara'nın en cazip sahil kentlerinden biri haline gelemiyor?

4- Doğa Turizmi

Bir tarafı deniz olan Yalova'nın diğer tarafı yemyeşil ormanlarla çevrilidir.

Delmece Yaylası, Erikli Yaylası, Sudüşen Şelalesi ve sayısız doğal güzellik her yıl çok daha fazla ziyaretçiyi ağırlayabilecek kapasitededir.

Doğa yürüyüşleri, bisiklet rotaları, kampçılık, karavan turizmi ve doğa sporları açısından son derece uygun olan bu alanlar neden yeterince değerlendirilemiyor?

Neden doğa tutkunlarının ilk tercihleri arasında yer almıyor?

5- Çiçek ve Süs Bitkileri Merkezi

Yalova, Türkiye'nin en önemli süs bitkileri ve çiçek üretim merkezlerinden biridir.

Buradan üretilen ürünler yurt içine ve yurt dışına gönderilmektedir.

Ancak bu büyük ekonomik değer neden aynı zamanda turistik bir değere dönüştürülemiyor?

Neden uluslararası çiçek festivalleri düzenlenmiyor?

Neden Yalova, tıpkı bazı Avrupa şehirlerinde olduğu gibi bir "Çiçek Şehri" markası oluşturamıyor?

Evet, şimdi gelelim sebeplerine...

Öncelikle yazının başında da vurguladığım gibi, bana göre en büyük eksiklik vizyon eksikliğidir.

Ancak mesele sadece bundan ibaret değildir.

Ben açık konuşmayı seven bir insanım. Yıllardır yazılarımda da bunu yaptım. Bu nedenle bana göre Yalova'nın turizmde geri kalmasının önemli sebeplerinden biri de son yıllarda giderek artan radikal anlayışların şehir üzerindeki etkisidir.

Burada radikal kavramını özellikle kullanıyorum. Çünkü bu sadece siyasi radikalizm değildir. Aynı zamanda dini, sosyal ve kültürel radikalleşmeyi de kapsamaktadır.

Bir şehir ne kadar radikal düşüncelerin etkisine girerse, turizmden o kadar uzaklaşır.

Çünkü turizm özgürlük ister.

Turizm hoşgörü ister.

Turizm farklı yaşam tarzlarının bir arada bulunabildiği bir ortam ister.

Turistler bir şehre gelirken sadece otel odası satın almazlar. Kendilerini rahat hissedebilecekleri bir yaşam atmosferi de satın alırlar.

Siz insanların nasıl eğleneceğine, nasıl yaşayacağına, nasıl giyineceğine, ne yiyip ne içeceğine sürekli müdahale etmeye kalkarsanız, o insanlar başka yerlere giderler.

Bu dünyanın her yerinde böyledir.

Bakın dünyanın en güçlü turizm kentlerine...

Barcelona, Nice, Antalya, Dubrovnik, Amsterdam veya Prag...

Bu şehirlerin ortak özelliği insanların kendilerini rahat hissedebildikleri sosyal ortamlar sunmalarıdır.

Yalova ise son 25 yılda ne yazık ki farklı bir yöne savrulmuştur.

Kentin sosyal yaşamı giderek daralmış, kültürel etkinlikler azalmış, turizmi besleyecek vizyon projeleri üretilememiştir.

Ben bunun yalnızca ekonomik veya idari bir problem olduğunu düşünmüyorum.

Bu aynı zamanda bir zihniyet problemidir.

Turizm kapalı toplumları sevmez.

Turizm yasakları sevmez.

Turizm baskıyı sevmez.

Turizm çeşitliliği sever.

İnsan hareketliliğini sever.

Kültürel zenginliği sever.

Belki bazıları bu sözlerime katılmayacaktır.

Ama yıllardır Avrupa'da yaşamış, birçok ülkeyi görmüş ve mesleği gereği farklı şehirleri incelemiş biri olarak gördüğüm gerçek budur.

Yalova'nın sorunu kaynak eksikliği değildir.

Yalova'nın sorunu vizyon eksikliği, tanıtım eksikliği ve giderek daralan sosyal yaşam anlayışıdır.

Çünkü bir şehir ne kadar güzel olursa olsun, insanlar kendilerini rahat hissedemeyeceklerini düşünürlerse oraya gitmezler.

İşte bana göre Yalova'nın üzerinde en çok düşünmesi gereken meselelerden biri de budur.

Devam edecek...

Neler Söylendi?