100 Yılda Bir Arpa Boyu Yol Alınamayan Türkoloji Fikri Veya
Bir türlü Kurulamayan Türk Birliği
Evet, tam tamına bir asır…
Yıl 1926.
Bülent
Gürçam yazdı
Birinci Dünya Harbi’nin dumanı henüz dağılmamış.
Çarlık Rusya yıkılmış ama Sovyet baskısı ağır.
Azerbaycan 1918’de ilk Türk Cumhuriyeti’ni kurmuş, iki yıl sonra Sovyetler tarafından dağıtılmış.
Türkiye ağır yaralı; yeni Cumhuriyet henüz birkaç yaşında.
Böylesi bir atmosferde Bakü’de bir kurultay toplanıyor:
Birinci Türkoloji Kurultayı
Katılım geniş. Türk halklarının temsilcileri orada.
Ama ortam serbest değil Sovyet siyasi gölgesi her yerde.
1926 da, gündemde bunlar vardı;
1-Arap alfabesi devam mı etsin?
2-Latin alfabesine geçilmeli mi?
3-Tüm Türk halkları için ortak dil ve yazı mümkün mü?
Sonuç?
Yeni alfabe kabul edildi.
Bu karar Türkiye’nin 1928’de Latin harflerine geçişine zemin hazırladı.
Ve sonra?
O kadar…
Birlik doğmadı.
Ortak sistem kurulmadı.
Kurumsal omurga oluşmadı.
Devam Eden Toplantılar
1932 – Ankara
1991 sonrası yeniden Bakü
2006 – 2016 – 2026 yine Bakü
Toplantılar oldu. Bildiriler yayımlandı.
Ama bir birlik mimarisi ortaya çıkmadı.
Neden?
Çünkü bu kurultayların çoğu, fikir üretmekten çok mevcut siyasi çerçeveleri teyit eden organizasyonlara dönüştü.
Eleştiri kültürü gelişmedi.
Muhalif seslere izin verilemedi, eleştiriye kapalıydı ve gerçeklerle yüzleşme yoktu
Soru sormak cesaret gerektirdi.
Birlik ilan edildi.
Ama tartışılarak inşa edilmedi.
Dil Birliği Yetmezdi;
Dil önemlidir.
Ama tek başına taşıyıcı ve birlik için yeterli değildi.
Bakın:
Arap Birliği
Aynı dili konuşurlar.
Ama siyasi ve ekonomik birlik zayıf.
Latin Amerika’da çoğunluk İspanyolca konuşur.
Ama ortak blok oluşamaz.
Öte yandan:
Avrupa Birliği
24 farklı dil.
Ama güçlü bir birlik.
Neden?
-
Ortak ekonomik çıkar
-
Ortak hukuk sistemi
-
Ortak pazar
-
Ortak kurumlar
-
Ortak para

















