DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Bülent Gürçam
Bülent Gürçam
Giriş Tarihi : 16-06-2026 07:24

YATUB, Yani; Yalova Turizm Birliği...

İsim çok güzel değil mi?

En azından insanın kulağına hoş geliyor ve bir umut veriyor. Hele ki bu bölgede yaşayan biriyseniz...

Sevgili Yalova sakinleri ve Yalova sevdalıları;

Malum ben birkaç gündür www.cinarcikhaber.com.tr haber portalındaki köşemde Yalova turizmini yazıyor ve yer yer eleştiriyorum. Peki neden yapıyorum bunu?

Öncelikle ben de bu şehirde yaşıyorum. Bu şehri seviyorum. Bu şehirde yazarlık yapıyorum. Bu güzel kentte bir doğal yaşam ve hobi parkı işletiyorum. Hal böyle olunca da, belki de herkesten daha fazla bu eleştirileri yapma hakkına sahip olduğuma inanıyorum.

Yazılarımın özellikle turizm konusunda ilgiyle takip edildiğini biliyorum. Çünkü burada dile getirdiğim konular aslında birçok insanın kendi içinde ya da dost sohbetlerinde konuştuğu, fakat çeşitli nedenlerle açıkça ifade etmekten kaçındığı gerçeklerden oluşuyor.

Benim yaptığım şey ise çok basit; herkesin gördüğü ama kimsenin yüksek sesle söylemediği sorunları kamuoyunun gündemine taşımak. Belki de bazı yetkililerin devekuşu misali görmezden gelmeyi tercih ettiği gerçekleri hatırlatmaktan ibaret...

Şimdi gelelim bu konunun en önemli muhataplarından biri olan Yalova Turizm Birliği'ne, yani kısa adıyla YATUB'a.

Öncelikle bu kurumun ne olduğuna bir bakalım.

Yalova Turizm Birliği, Yalova'daki belediyeler, İl Özel İdaresi ve çeşitli yerel kurumların ortak olduğu, amacı Yalova'nın turizm potansiyelini geliştirmek ve tanıtmak olan bir mahalli idare birliğidir. Bir başka ifadeyle, Yalova'nın turizm konusunda ortak hareket etmesini sağlaması gereken çatı kurumlardan biridir.

Sanırım başkanları da genel olarak bölgedeki belediye başkanları arasından seçiliyor ve yine yanılmıyorsam bu dönem başkanlık görevini Çınarcık Belediye Başkanı Sayın Avni Kurt yürütüyor.

Peki ne yapar bu kurum?

Aslında adı her şeyi anlatıyor.

Yalova'nın turistik tanıtımını yapmak,
Festival ve kültürel etkinliklere destek vermek,
Termal turizm, doğa turizmi ve deniz turizmini geliştirmek,
Belediyeler arasında koordinasyonu sağlamak,
Yalova'nın turizm markasını güçlendirmek,
Turizm yatırımlarını teşvik etmek...

Üstelik bu hedefler doğrultusunda sık sık toplantılar yapıldığı da söyleniyor.

Bu toplantılarda;

Termal turizm,
Doğa turizmi,
Kamp ve karavan turizmi,
Marina ve yat turizmi,
Kültürel mirasın tanıtılması,
Sürdürülebilir turizm gibi başlıkların ele alındığını öğreniyoruz.

Güzel...

Ancak şimdi gelin meselenin en önemli kısmına bakalım.

Bir kurumun başarısı yaptığı toplantıların sayısıyla değil, ortaya koyduğu sonuçlarla ölçülür.

Eğer yıllardır toplantılar yapılıyor, raporlar hazırlanıyor, hedefler belirleniyor ve projeler konuşuluyorsa, vatandaşın da şu soruyu sormaya hakkı vardır:

Bütün bunların sahadaki karşılığı nedir?

Çünkü turizm rakamlarla değil, sokaktaki hareketlilikle ölçülür.

Oteller doluyorsa,
Restoranlar çalışıyorsa,
Esnaf kazanıyorsa,
Sahiller ve mesire alanları ziyaretçi çekiyorsa başarı vardır.

Eğer bunlar olmuyorsa, yapılan toplantıların kaç saat sürdüğünün hiçbir önemi yoktur.

Şimdi buradan Yalova'da yaşayanlara, çalışanlara, yatırım yapanlara ve turizm sektörünün içindeki insanlara sormak istiyorum:

Siz bütün bu çalışmaların sonuçlarını görebiliyor musunuz?

Sizce Yalova turizmde hak ettiği yerde mi?

Ben kendi adıma cevabın "hayır" olduğunu düşünüyorum.

Üstelik yalnız ben değil...

Sık sık görüştüğüm otel işletmecileri, restoran sahipleri, turizm yatırımcıları ve sektör çalışanlarının önemli bir bölümü de aynı görüşte.

Çoğu kişi Yalova'ya yeterince turist gelmediğinden ve mevcut potansiyelin değerlendirilemediğinden şikâyet ediyor.

Bakın burada çok basit ama çok önemli bir soru var:

İstanbul'a bu kadar yakın olan bir şehir neden turist çekemiyor?

İstanbul'dan çıkan milyonlarca insanın yolu Bursa'ya, Balıkesir'e, Çanakkale'ye, İzmir'e, Ayvalık'a, Didim'e, Çeşme'ye gidiyor.

Bu güzergâhların önemli bir bölümü Yalova'dan geçiyor.

Peki neden bu insanların büyük çoğunluğu Yalova'da durmuyor?

Neden burada bir gece konaklamıyor?

Neden burada para harcamıyor?

Neden Yalova, bu büyük turist hareketliliğinden yeterince pay alamıyor?

Daha da ilginci, hemen yanı başımızdaki Mudanya bile bugün Yalova'dan çok daha fazla turist ağırlayabiliyor.

Oysa Yalova'nın eksikliği doğal güzellik değil.

Denizi var.

Ormanı var.

Şelaleleri var.

Yaylaları var.

Termal kaynakları var.

Marinası var.

İstanbul'a bir saat mesafede.

Yani birçok turizm kentinin sahip olmak isteyeceği avantajlara sahip.

O halde sorun nerede?

Benim cevabım net:

Sorun doğada değil, yönetim anlayışında.

Çünkü turist sadece deniz görmek için gelmez.

Eğlenmek ister.

Festival ister.

Konser ister.

Doğa sporları ister.

Yeme-içme kültürü ister.

Kendisine farklı deneyimler sunulmasını ister.

İşte maalesef Yalova'nın sahip olduğu birçok değer bugün hâlâ yeterince kullanılamıyor.

Ve asıl konuşmamız gereken konu da tam olarak budur...

Şimdi asıl sorulması gereken sorulara gelelim;

Yalova'nın yıllık kaç festivali var?

Bunların kaçı ulusal çapta ses getiriyor?

Kaçı uluslararası ziyaretçi çekebiliyor?

Yalova'nın Türkiye genelinde bilinen ve marka hâline gelmiş bir yaz festivali var mı?

Marina çevresinde düzenli bir etkinlik takvimi uygulanıyor mu?

Kamp ve karavan turizmi için kaç profesyonel tesis bulunuyor?

Yalova'nın bir gece hayatı veya akşam ekonomisi var mı?

İstanbul'dan gelen bir turist neden burada en az bir gece konaklasın?

Peki bu soruların cevaplarını verebilecek bir kişi veya kurum var mı Yalova'da?

İşte asıl mesele burada başlıyor...

Bakın, Yalova'da hesap veren bir yönetici bulmak belki de en zor işlerden biridir.

Yazarsınız...

Sorarsınız...

Araştırırsınız...

Taştan cevap gelir, ormandan cevap gelir, denizden cevap gelir; ama iş yöneticilere gelince çoğu zaman sessizlikle karşılaşırsınız.

Oysa kamu görevi yapanların en önemli sorumluluğu, yönettikleri şehir adına hesap verebilmektir.

Çünkü turizm sadece toplantı yapmakla gelişmez.

Turizm sonuç ister.

Turizm vizyon ister.

Turizm cesaret ister.

Ve en önemlisi, turizm hesap verebilirlik ister.

Bu nedenle ben Yalova'nın temel sorununun güzellik eksikliği olduğuna inanmıyorum.

Tam tersine...

Yalova belki de Türkiye'nin en şanslı şehirlerinden biridir.

Denizi var.

Ormanı var.

Yaylaları var.

Şelaleleri var.

Termal kaynakları var.

Marinası var.

İstanbul'a sadece bir saat uzaklıkta.

Birçok turizm kentinin hayal edebileceği avantajlara sahip.

Peki bütün bunlara rağmen turist neden yeterince gelmiyor?

İşte bu sorunun cevabını artık doğada değil, yönetim anlayışında aramak gerekir.

Çünkü Yalova'nın sorunu güzellik eksikliği değildir.

Yalova'nın sorunu, sahip olduğu güzellikleri ekonomiye, yatırıma ve turizme dönüştürememesidir.

Ve bunun sorumluluğu ne denizdedir, ne ormandadır, ne de yaylalardadır...

Sorumluluk, yıllardır aynı sorunları konuşup farklı sonuçlar üretemeyen yönetim anlayışındadır.

Belki de artık Yalova'nın ihtiyacı olan şey yeni toplantılar değil, yeni bir turizm vizyonudur...

NELER SÖYLENDİ?
@
Advert web counter Advert Advert
Gazete Manşetleri
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Türkler Çıldırmış olmalı
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA