(31 Mart Yerel Yönetim Seçimi)
Analiz
Bülent Gürçam Editör
Sevgili Çınarcık ve bölge sakinleri, malumunuz 31 Mart 2024 günü kısmet olursa önümüzdeki 5 yıl müddetinde bu bölgeyi yönetecek yöneticileri seçeceğiz, ben de hem bir bölge sakini hem de bir gazeteci olarak bu seçimde tüm aile fertlerimle oy kullanıp bu gelecek yönetim şeklimize katkıda bulunacağım.
Ama bunu yaparkende, taktir edersiniz ki, seçeceğimiz adaylardan ve yönetimi oluşturacak şahıslardan beklentilerimi olacak.
Yani Dünyanın her yerinde insanlar kendilerini yönetecek İnsanları seçerken onlardan belli beklentileri olur ve bunu açıkça dile getiriler, seçilmek isteyenler ise, seçileceklerinde neler yapabileceklerini doğru ve detaylı bir şekilde seçmenlerine, yöre halkına proje adı altında sunarlar.
Eskiden bu iş meydanlarda yapılırdır, ancak meydanlara toplananlar duyardı bunları, ancak günümüzde teknolojik imkanlarla her aday sosyal ağlarda projelerini dile getirip, kendi adreslerinden paylaşıyorlar ve binlerce insan ceplerinde bulunan mobil iletişim araçları ile bunu takip edip, yorumlar yapa biliyorlar.
Bende bir sosyal ağ kullanıcısı ve aynı zamanda okuduğunuz bu web www.cinarcikhaber.com.tr elektron gazete olarak, hepimiz için bunu takip ediyorum ve izninizle bazı yorumları ANALİZ başlığı altında yayınlamak isterim ve bununla belki de sizin de beklentilerinize araç olurum.
Malum Çınarcık, Koru köy ve diğer beldelerde, genel anlamda seçim iki parti arasında olacak, ağırlıklı olarak ( diğer adayların da şansı olabilme ihtimalini göz ardı etmiyorum)
Mesela; Çınarcık ta, 2019 öncesi CHP Belediyesi ve onun bu günkü adayı Avni Kurt dönemi vardı, 2019 da ufak bir farkla seçimi AKP adayına devretti.
Dolayısı ile son 5 yıldır Çınarcık yönetimi, şu anki yönetim olan AKP Belediyesinde ve seçime katıldığı 2019 yılın da sunduğu projelerin hemen hemen (bana göre) hiçi birini hayata geçiremedi.
Hem de aynı partinin de devleti yönettiği halde hayata geçemedi hiçbir proje, ama ne hikmetse tam seçime 1 Ay kala, birdenbire projeler başladı ve birkaç projenin (mesela futbol sahası) hummalı bir şekilde başladı. Ben bir seçmen olarak tabi ki bu mevzuyu dikkate alıyorum ve ona göre hareket etmeyi kendime bir Çınarcık sevgisi borcu olduğunun bilincindeyim.
Koru köye gelince, orada da aile fertlerim ve iş yerim olması dolayısı ile hem ilgileniyorum hem de oy hakkımız olduğundan sorgulama hakkımı kullanıyorum.
Burada Çınarcık tan farklı olarak, 15 yıldır (3 dönem) aynı yönetim var, CHP Belediyesi burada hala görevde ve son 15 yılda, bana göre, Koru köy betonlaşmadan öteye geçemedi.
Koru köy malumunuz bir tarım beldesi, yani adında da KÖY iması var, burası bir köy, ama gel gelelim şehirlerde bile az rastlanacak ( son dönemlerde) bir betonlaşma ile yüz-yüze, burası sera ve toprak üstü tarım üretim yeri ve Türkiye’nin genelinde ve Dünyanın bir çok ülkesinde bu adla tanınan bir yer.
Hatta kendisine ait tarım ürünleri var, (Mesela; Bamyası, Biberi, çeşitli Çiçekleri, vs…)
Ama gel gelelim buna rağmen ekilecek alanları ve sera alanları bir bir yok edilip, betonlaştırılmaya başlandı, tarımdan ve seracılıktan hızlı bir şekilde uzaklaştırılıp be beton yığınına çevriliyor.
Bu iki bölge de Turizmden, deniz, orman, doğallık adına hiçbir şey kalmadı, deniz perişan halde, kumsallar aynı, ilçe ve belde esnafı perişan, üretim düşüyor, kiralık ev bulmak, dükkan bulmak imkansız, anlayacağınız bölge perişan vaziyette ve bu halde seçime gidiyoruz.
Ve ne hikmetse hem Çınarcık hem Koru köy aynı adayla tekrar seçim kazanma hayalinde ve bana göre bu mümkün değil.
Bir seçime talep olmanız için, öncelik le yeni fikirler ve yeni projeler sunmalısınız, yapamadığınız ve perişan hala getirdiğiniz bölgeye yeniden talep olmanız, pek doğru bir şey değildir.
Şimdi; Ben Değişimden yanayım, yanlış giden şeyler varsa, bir şeyler doğru yapılmıyorsa, yalanla dolanla bu işler olmaz ve değişim şart hale gelir ve ben tüm aile fertlerimle bu değişimden yana olduğumuzu tüm Çınarcık ve Koru köy halkının huzurunda beyan ediyoruz.
Bakın sürekli dediğim bir şeyi tekrarlamak istiyorum;
Yerel yönetimlerde Parti olayı ikinci plana düşer, yerel yönetimler
(Hele ki, ilçe ve belde olunca) devlet desteğinden sürekli mahrum olurlar, tıpkı Çınarcık gibi, yani Belediyeler genelde kendi imkanlarıyla ayakta dururlar ve o imkanları yaratmak zorundalar ve bu imkanları ise faydalı yatırım ve işlerde kullanmak zorundalar.
Bilmem meramımı anlata bildim mi?
Ben Yönettiği halka hesap veren, onlarla sürekli müzakereler yapa bilen, projeler hazırlarken, önce anketler yapabilen, şeffaf bir belediyecilikten yanayım, bu kim olursa (Parti farkı gözetmeden) onun yanında yer alacağımı beyan ediyorum.