DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Bülent Gürçam
Bülent Gürçam
Giriş Tarihi : 18-12-2024 10:31

Ben Nasıl Bir Çınarcık’ta Yaşamak İsterdim?

Bülent Gürçam Brüksel

Öncelikle ben Çınarcık veya Türkiye’miz adına bir şeyler yazarken veya eleştiriler yaparken, ister-istemez hep Avrupa ile kıyaslama yaparım, bunun iki sebebi var

Birinci sebebi ben hayatımın neredeyse tamamını Avrupa da yaşamış biriyim dolayısı ile orada yaşadıklarımı ve gördüklerimi kendi vatanımda da görmek istediğimdendir.

İkinci sebep ise, bizim Avrupalılardan ne farkımız var sorusudur?

Avrupa’ya şimdilerde ara sıra gelirim, hayatımın uzun bir bölümü Çınarcık ve Koruköyün de geçmekte ve bu iki Belediye’de, yıllardan beridir düzgün, adaletli ve sosyal Belediyecilikten uzaktır.

Bakın Avrupa (genel anlamda ben Belçika Brüksel’den bahsediyorum) Sosyal belediyecilik anlamın da, örnek teşkil eder, tabi ki siz bunu uzaktan göremezsiniz veya tatile geldiğiniz de anlayamazsınız, bunu göre bilmek için burada yaşamak gerekli ve burada yaşadığınızda bunlardan zaten faydalanırsınız ve siz farklı bir duygu yaşatır, ister istemez sorarsınız kendi kendinize, ‘’ Benim ülkem neden böyle değil, neden böyle idare edilmiyor veya neden bu hizmetler kendi ülkemizde bize sunulmuyor?

Evet aynen böyle hisler yaşarım her seferinde bu Avrupa sokaklarında.

Mesala; Eğer sizin aklınızda bir soru varsa, onun cevabınız burada çok çabuk bulursunuz, hangi kuruma bir soru yönetirseniz, onlardan birkaç iş günüde anında cevap alırsınız, hatta biraz daha ileri gideyim, bu Avrupa da, siz eğer bir kuruma veya bir yöneticiye soru yönetirseniz, bir şey öğrenmek isterseniz, o kurum veya kişi (bu Kral bile olabilir) size belirtilen süre içerisinde cevap vermek zorundadır, aksi taktirde suç işlemiş sayılır ve siz eğer hakkınızı ararsanız onun ceza ödemesine kadar gider iş ve o ceza size ödenir ( maddi anlam da)

Bunu yaşayıp, sonra kendi ülkene geldiğin de, bir yazı yazdığında, bir eleştiri yaptığın da ve haklı olmana rağmen, sana telefon açıp küfür eden bir yöneticiye, sizi tehdit eden bir anlayışa, ya da bir şeyler dediniz diye sizi istenmeyen adam ilan eden, sizi bu bölgedeki işlerinizle tehdit eden, yolunuzu yapmayan, çöpünüzü almayan, iş yerinize ambargo koyan, iş yapmanıza, hizmet etmenize engeller yaratan bir anlayışa alışmak çok zor, inanın çok zor.

Ben bu yazdıklarımı yaşadım ve hala yaşamaktayım, ama diğer taraftan şu an Brüksel’deyim ve bir çok işimi hiçbir kuruma gitmeden evimden hal etmekteyim, sorularımı sorup cevapları elektronik ortam aracılığıyla alıyorum ve inanın bunları çok kıskanıyorum.

Ve diyorum ki, bizim bunlardan ne farkımız var?

Siz Avrupa ya örnek olmuş, bir ok konuda Avrupa’ya ilham vermiş bir neslin evlatları olun ama gel gelelim insan gibi yaşam hakkınız olmasın, Mustafa Kemalin Ülkesini bu şekilde görmek insanı çok üzüyor.

Ve asıl üzen se, bunu yapanların kendini Atatürkçü olarak görmeleri, onun yolundan, izinden gittiklerini idea etmeleri, işte asıl insanı yıkan bu.

Şimdi gelelim ben ‘’ Nasıl bir Çınarcık’ta Yaşamak isterdim’’ sorusunun cevabına.

Ben Çınarcık diyorum, bunun için de tabi ki, Koruköy de var, ben zaten koruköyü Çınarcık’ın bir mahallesi olarak kabul ederim, bakmayın ki, kendine ait bir Belediyesi ve yönetim biçimi var, fakat bana göre Çınarcık’ın, bir mahallesi gibidir.

Bakın insan gibi yaşamak denen bir söz vardır ve bu söz zaten Dünya İnsan hakları beyannamesin temelini teşkil eder. İnsan istediği yerde ve istediği biçimde yaşama hakkına sahiptir.

Ama bu söz maalesef bizim yaşadığımız ülkede mümkün değil, sizi hep kendilerinin istekleri doğrultusunda yaşamaya Mahkûm ederler ve bunu yaparken ’de kendilerini sosyal bir düşüncede olduklarını, hatta devrimci, sosyal demokrat falan adlandırırlar.

Ben bu kalıplara sığmıyorum hem gazetecilik sebebimle hem de Avrupa da yaşamış biri olarak bu haksızlıklara göz yumamıyorum.

Çevreden sık-sık fırça da yerim bu nedenle, başını aşağıya eğ, işini gör ‘’ derler bana, ama ben bu başı eğmek için taşımadım hiçbir zaman.

İşim doğru gitmedi, çok zararlar gördüm, kara liselerin başında oldum hep, ama bilenler bilir bu başı hiç eğmedim. Mücadelemi her ne pahasına olursa olsun devam ettirdim, bugünde aynı şeyi yapmaktayım, Kral’da, olsa sözümü esirgemem söylerim ve söylerken de vicdanım çok rahtlar, sonrasın da gördüğüm zarar ise umurum da olmaz.

Gazetecilikte bir kural vardır, yazdığınız yazıya eğer tepki almazsanız, üzülürsünüz, mesleği düzgün yapamadığınız kaygısına düşersiniz, yani tepki iki türlü olur, ya haklısınız, ya haksızsınız. Bir gazeteci için ikisi de güzeldir, yani tepki almanız belki de daha güzeldir, nokta atışı yaptığınız anlamı taşır.

Ben işte böyle bir yerde yaşamak isterdim, benim verdiğim vergilerle maşını alan bir yöneticinin bana saygı duymasını isterim, evine götürdüğü ekmeği benim ödediğim vergilerle elde eden bir yöneticinin bana söz söyleme hakkının olmadığı bir yerde yaşamak isterim.

Ben onun önünde ceketimi iliklemeyeceğim, onun benim önümde saygılı durması gerektiğine inanırım, çünkü benim için o, o, görevdedir.

Mümkün olmayan bir şey istediğimin de farkındayım ama, bir gün Ülkemin İnsanın bunu hak edeceğine inancımda hep olacaktır!

NELER SÖYLENDİ?
@
Advert web counter Advert Advert
Gazete Manşetleri
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Türkler Çıldırmış olmalı
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA