Evet, tam da bunu demek istedim: Entel görünüm! Peki sevgili okurlar, nedir bu ENTEL görünüm?
Öncelikle bize aidiyeti olmayan ENTEL kelimesinin açıklamasına bakalım;
“Entel” (entelektüel), aslında bilgiye, kültüre, sanata ve düşünceye önem veren, sorgulayan ve üreten kişi demektir. Ancak günlük dilde çoğu zaman bu kelime; halktan kopuk, yaşam tarzı ve diliyle kendini farklı göstermeye çalışan, biraz da yapay bir aydın görüntüsü için kullanılır.
Bakın, kısa açıklaması böyle. Ve ben bu konuyu yıllar önceden yazan biriyim. Bakın, ortada tamamen yanlış anlaşılan, daha doğrusu CHP’nin tamamen yanlış anladığı bir konu var. CHP, sosyalizmi entelektüel bir yaşam tarzı olarak anlamış; Mustafa Kemal’in o dönemdeki şık giyimini, kravat düşkünlüğünü adeta bir hayat tarzı olarak benimsemiş!
Aslında Mustafa Kemal Atatürk döneminde, dünya düzeninde entelektüel görünmek ya da gerçekten öyle olmak, döneme uygun olarak önemliydi. Teknoloji bu kadar ileride değildi. İnsanlar okumaya ve yeni şeyler üretmeye daha meyilliydi ve okumaktan başka da bir yol yoktu…
Ama günümüzde olay çok farklı. Artık giyime, kuşama, okumaya o kadar önem verilmiyor; yaşam şartları sahada mücadeleyi, üretmeyi ve sade yaşamayı daha ön plana çıkarıyor.
Ancak CHP bunu hâlâ anlayamamış. Yani anlayacağınız, CHP temsil ettiği halk gibi olmaktan çok uzakta!
Ben hayatımın yarım asra yakın bir kısmını Avrupa’da yaşadım. Bu çok büyük bir süre. Avrupa’da genel anlamda sosyalist yaşam ön planda. Her yerde mi? Evet diyemem ama birçok ülkesi bu sistemde ya da bu sisteme yakın yaşar.
Herkes yaşadığı bölgeyi düşünsün; ilini, ilçesini ya da köyünü… Siz hiç sizi siyasi anlamda temsil eden, oy verdiğiniz ya da devletin size gönderdiği bürokratları; bahçenizde, ahırınızda, seranızda, sokakta, kahvede, pazarda görüyor musunuz?
Hayır, göremezsiniz. Görürseniz de bunlar bir elin parmaklarını geçmez. Yani genel anlamda ülkenin siyasi ve bürokratik yapısı, halkın yaşam alanından çok uzakta.
Ben defalarca örneği kendimden vermişimdir ve tekrar vermekte fayda görüyorum;
Ben 2014’ten beri Yalova, Çınarcık, Koruköy üçgeninde hobi olarak hayvancılıkla meşgulüm. Tam ana yol (NATO Yolu) güzergâhında, büyük bir alanda (görünmemek mümkün değil) kanatlı hayvan yetiştiriciliği yapıyorum.
Bulunduğum yerden, bölgenin tüm siyasi ve idari temsilcileri belki de günde birkaç kez geçer. İnanın ve samimiyetle söylüyorum; şimdiye kadar birkaç kişi haricinde bu üretim alanına inen, ziyaret eden, hal hatır soran, merak eden, “Bu hayvanlar burada neden var?” diye soran bir yetkiliye rastlamadım!
Geçen oturup düşündüm; 2014 yılından beri bu bölgede kaç siyasi figür görev yapmış, kaç vali, kaç kaymakam, kaç kurum yöneticisi gelip geçmiş… Ama bir tanesi bile halkın olduğu bu yere gelmemiştir!
Bakın, yukarıda bir cümle kurmuştum, aynen tekrar ediyorum:
“Ülkenin siyasi ve bürokratik yapısı, halkın yaşam alanından çok uzakta.”
Evet, aynen öyle. Ve size bunu açık örneklerle anlatmaya çalışıyorum.
Konumuz CHP… Peki neden?
Çünkü adının açılımı Cumhuriyet Halk Partisi. Yani halka yakın olması gereken bir parti. Ve en önemlisi, kurucusu Mustafa Kemal Atatürk.
Partiyi kurarken Atatürk için CHP (o zamanki adıyla Cumhuriyet Halk Fırkası) bir “elitler kulübü” değil, milletin doğrudan temsil edildiği bir siyasal yapıydı.
Temel düşünce neydi?
1. Halkın partisi olmak
“Halk” kelimesi özellikle seçildi.
• Sadece aydınların değil
• Köylünün, işçinin, esnafın partisi
Atatürk’ün bakışı şuydu:
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
(CHP bu ilkenin siyasi taşıyıcısıydı)
CHP Atatürk için neydi?
Velhasıl; CHP halkın partisi olmak zorunda. ENTEL görünümden kurtulmalı ve halka inmeli. Tüm siyasi yapısıyla; il, ilçe, belediye, milletvekili… Hepsi sokağa inmeli, insanlarla iç içe siyaset yürütmeli, halkı dinlemeli…