DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Bülent Gürçam
Bülent Gürçam
Giriş Tarihi : 22-02-2026 09:27

Biz Avrupalı Olamayacağız!

 

Evet, aynen böyle…
Biz ne kadar istersek isteyelim Avrupalılar gibi düşünemeyeceğiz. Onlar gibi yaşayamayacağız. Onlar gibi her şeyi yerli yerinde kuramayacağız. Demokrasi, insan hakları, hesap verebilirlik… Hiçbiri tam anlamıyla olmayacak.

Neden mi?

Önce yazının başlığına bakıp celallenmeyin. “Avrupa ne, onlar kim, bizim medeniyetimiz var” demeyin. Sinirlenmeden okuyun.

Avrupa dediğimiz coğrafya 15. yüzyılda bir Rönesans yaşadı. Bu sadece sanat hareketi değildi; bir zihniyet devrimiydi. Kültürü, bilimi, insanı merkeze aldı. Yazmayı, öğrenmeyi, sorgulamayı ön plana koydu. En önemlisi de din ile devlet işlerini birbirinden ayırdı. Devletin kutsallığını değil, insanın değerini esas aldı.

Şu anlayışı yerleştirdi:
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.”

Devlet, insan için vardır.

Bizde de benzer bir zihinsel dönüşüm çabası Osmanlı’nın son dönemlerinde başladı, 1924’ten sonra daha belirgin hale geldi. Devrimler yapıldı. Ama o çizgi sürdürülemedi. Üretim, tarım ve eğitim gereken önceliği göremedi. İnsan merkezli devlet anlayışı kökleşemedi.

İkinci Dünya Savaşı sonrası Türkiye kendi eliyle on binlerce yurttaşını Avrupa’ya iş gücü olarak göndermek zorunda kaldı. Çünkü üretim yeterli değildi, eğitim seviyesi düşüktü, ekonomik model zayıftı. İnsan yetiştirmek yerine insan gönderen bir ülke haline geldik.

Toplumun önemli bir kısmı “itaat, kabullenme ve sorgulamama” kültürüyle yetiştirildi. Devlete hesap soran değil, devlete boyun eğen vatandaş profili oluştu.

Oysa Avrupa’da durum farklıdır.

Birçok Avrupa ülkesinde devlet görevlileri vatandaşa hizmet etmekle yükümlüdür. Vatandaşın başvurusuna belirli süre içinde cevap verilmezse, kurum sorumluluk taşır. Belediye başkanı seçimden sonra halktan kopmaz; halkın içine girer. Kahvede, sokakta, toplantıda vatandaşa ulaşır. Vatandaş makamın kapısında beklemez; makam vatandaşa gider.

Bizde ise çoğu zaman seçimden seçime hatırlanan bir vatandaş anlayışı vardır. Seçim sonrası ulaşmak zorlaşır. Makamlar büyür, mesafeler artar. Yeni göreve gelen bir yetkili “Kapım herkese açık olacak” diye açıklama yapar. Oysa medeni bir düzende bu zaten doğal olmak zorundadır; bunun ayrıca ilan edilmesine bile gerek yoktur.

Vali, kaymakam, müdür… Hepsi halkın hizmetkârıdır. Ama bizde vatandaş kravat takıp makam kapısına gider; haftalarca tebrik sırası bekler. Oysa olması gereken tam tersidir. Göreve gelen kişi ilk günden halkın arasına karışmalı; esnafın, çiftçinin, üreticinin kapısını çalmalıdır.

Bir başka mesele daha var:

Avrupa’da hiçbir kamu kurumu halktan toplanan parayla kendi reklamını yapamaz. Belediyeler yılın 365 günü başkanın fotoğrafıyla donatılmaz. Kamu kaynağı kişisel tanıtım için kullanılmaz. Hizmet zaten yapılması gereken bir görevdir; afişe edilecek bir lütuf değil.

Devlet; halktan para toplayıp halkı etkilemek için propaganda yapmaz. Çünkü devlet kişisel değil, kurumsaldır.

Bizde ise çoğu zaman hizmetten çok tanıtım ön plandadır.

İşte mesele burada düğümleniyor.

Avrupalı olamıyoruz çünkü zihniyet dönüşümünü tamamlayamıyoruz. Devleti kutsayıp insanı ikinci plana atıyoruz. Makamı büyütüp vatandaşı küçültüyoruz. Hesap sormayı ayıp, sorgulamayı saygısızlık sanıyoruz.

Oysa medeni bir ülkede devlet, vatandaşa karşı sorumludur. Vatandaş devlete karşı değil.

Meramımı anlatabildim mi?

Hadi hayırlısı…

NELER SÖYLENDİ?
@
Bülent Gürçam

Bülent Gürçam

DİĞER YAZILARI Halka Rağmen ve Halkı Bilgilendirmeden Hizmet Yapılmaz !! YATUB, Yani; Yalova Turizm Birliği... Yalova Neden Bir Turizm Kenti Olamıyor? (2) Yalova Neden Bir Turizm Kenti Olamıyor? Belediyeler Ne İş Yapar? CHP Entel Görünümden Çıkmalı! Nevruz: Bir Bayramdan Fazlası, Bir Milletin Hafızası Gerçek Sosyal Belediyecilik Planlanmayan Tarım ve Hayvancılık, Yönetilemeyen Gelecek Demektir ! Güney Azerbaycan Türkleri: Sessizlik mi, Var olabilmek mi ? Yalova Valiliğine Mektup Bugün 10 Ocak: Çalışan Gazeteciler Günü… Türk Milliyetçiliğinin Kısa ve Hazin Hikayesi Halkı Unutan Siyaset; Yalova’da Su Krizi ve Bitmeyen Siyasi Körlük ! Horozun Hikayesi KAYMAKAM ! Vizyon Veya Geniş Görebilme ! Sessiz Sedasız Yalova da Turizim Haftası ! 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü Ben Nasıl Bir Çınarcık’ta Yaşamak İsterdim? Sosyal Belediyecilikte Neler Olur, Neler Olmaz? Yalova ve Bölgesinde  Siyaset ! Çınarcık İçin Güçlü Reformlar Yapılmalı, Cesaretli Kararlar Alınmalı İsteğimiz Güzel ve Yaşanabilir Bir Çınarcık Görmek Bugün Yine Perşembe Ve Yine Çınarcık Perişan Olacak! Aslın da Çınarcık'ta Çok Güzel Şeyler Yapmak Mümkün Olabilir! 9 Haziran Avrupa Parlamentosu Seçimleri (31 Mart Yerel Yönetim Seçimi) Analiz Yerel Yönetimler de Veya Belediye Seçimlerinde Partiler Arka Planda olur Kaza Olunca Akıllar Başa geliyor Siyasi Rekabetin Olmadığı Çınarcık Çınarcıkta 21 Ekim Gazeteciler Bayramı Kutlaması
Advert web counter Advert Advert
Gazete Manşetleri
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Türkler Çıldırmış olmalı
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA