DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Bülent Gürçam
Bülent Gürçam
Giriş Tarihi : 02-03-2026 08:23

Gerçek Sosyal Belediyecilik

 

 

Neden bu konuyu yazmak istedim?
Çünkü son günlerde yaşanan bir olay üzerinden belediyecilik anlayışı yeniden tartışılmaya başlandı. Tanju Özcan hakkında ortaya atılan iddialar; esnaf ve zincir marketlerden yardım toplanması ve bunun baskı yoluyla yapıldığı yönündeki suçlamalar…

Zorla, tehditle yapılan hiçbir uygulamayı kabul etmek mümkün değildir. Hukukun dışına çıkan her yöntem, ne kadar iyi niyetli olursa olsun savunulamaz. Ancak buradan hareketle belediyelerin ekonomik hayatta hiçbir düzenleyici rolü olmamalı sonucuna varmak da doğru değildir.

Benim savunduğum mesele başka.

Bir belediye başkanı, yönettiği bölgede kurallar koyabilmeli. Çünkü belediye yalnızca asfalt döken, çöp toplayan bir kurum değildir. Belediye; yerel ekonominin de koruyucusudur. Özellikle Yalova, Çınarcık, Koruköy gibi üretim potansiyeli olan yerlerde bu daha da önemlidir.

Bugün bir zincir market yöneticisi gelip “Şu adreste market açmak istiyoruz” dediğinde, belediye elbette ruhsat vermelidir. Ancak aynı zamanda şunu da diyebilmelidir:

“Bu bölgede kiraz üretiliyorsa, zeytin yetişiyorsa, serada sebze çıkıyorsa; raflarınızda bu ürünlere yer vereceksiniz.”

Bu bir rüşvet değildir. Bu, yerel ekonomiyi koruma iradesidir.

Elbette belediyenin fiyat belirleme yetkisi yoktur. Serbest piyasa kuralları vardır, rekabet hukuku vardır. Ama belediye teşvik mekanizması kurabilir. Yerel üreticiden alım yapan işletmelere kolaylık sağlayabilir. Tanıtım desteği verebilir. Kooperatifleşmeyi güçlendirebilir. Üreticiyi örgütleyip zincir market karşısında tek başına ezilmesini engelleyebilir.

Gerçek sosyal belediyecilik tam da burada başlar.

Sosyal belediyecilik, sadece erzak kolisi dağıtmak değildir.
Sosyal belediyecilik, kentte üretilen değerin kentte kalmasını sağlamaktır.
Sosyal belediyecilik, yerel esnafı zincir marketlerin insafına bırakmamaktır.
Sosyal belediyecilik, üreticiyi aracılara teslim etmemektir.

Bugün Anadolu’nun birçok ilçesinde şu tabloyu görüyoruz:
Çiftçi üretir ama kazanamaz.
Market satar ama ürün başka şehirden gelir.
Tüketici pahalıya alır.
Para ilçeden çıkar gider.

Oysa doğru planlama ile belediye, üretici kooperatifleriyle zincir marketleri aynı masaya oturtabilir. Yerel ürün kotası teşvik edilebilir. Kent markası oluşturulabilir. Böylece hem üretici kazanır hem tüketici daha taze ürüne ulaşır hem de ilçe ekonomisi güçlenir.

Belediyenin görevi piyasayı zorla yönetmek değil; adil zemini kurmaktır. Baskıyla değil sistemle hareket etmektir.

Eğer bir belediye, yönettiği yerdeki üreticiyi koruyamıyorsa; yalnızca tabela belediyeciliği yapıyor demektir.

Gerçek sosyal belediyecilik, cesaret ister.
Ama aynı zamanda hukuk bilgisi ve ekonomik akıl da ister.

Yani mesele bağış toplamak değil; düzen kurmaktır.
Mesele yardım istemek değil; yerel kalkınmayı inşa etmektir.

Ve halk, lafı değil sistemi alkışlar.

NELER SÖYLENDİ?
@
Advert web counter Advert Advert
Gazete Manşetleri
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Türkler Çıldırmış olmalı
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA