Planlanmayan Tarım ve Hayvancılık, Yönetilemeyen Gelecek Demektir !

Bülent Gürçam

26-02-2026 11:13

Bu ülkenin tarım ve hayvancılık politikası sil baştan yeniden yazılmalıdır.

Bu cümleyi duyguyla değil, sahada üretim yapan biri olarak söylüyorum. Mevcut sistemin hangi ülkeden esinlendiğini, kimler tarafından kaleme alındığını bilmiyorum; fakat bildiğim bir şey var: Türkiye’nin coğrafyasına, iklimine, üretim kültürüne ve saha gerçekliğine tam olarak uymuyor.

Eğer bu politika doğru olsaydı bugün hâlâ temel tarım ürünlerinde arz fazlası–arz açığı döngüsünü yaşamazdık.

Tarım bir serbest piyasa oyunu değildir.
Tarım, stratejik ve akılcı bir planlama işidir.

Bilim bize şunu söylüyor: Tarım üretimi üç temel kurala bağlıdır, iklim, su ve toprak kapasitesi. Türkiye ise bu üç parametre bakımından bağdaşan bir ülke değildir. Karadeniz’in yağış rejimi ile İç Anadolu’nun kuraklığı aynı değildir. Güneydoğu’nun sıcaklık ortalaması ile Marmara’nın nem oranı aynı değildir. Buna rağmen üretim planlaması çoğu zaman serbest piyasa refleksiyle şekillenmektedir.

Bir yıl patates para eder, ertesi yıl herkes patates eker. Sonraki yıl fiyat düşer, çiftçi zarar eder. Üretim azalır, ithalat başlar. Bu döngü kırılmadıkça ilerleme sağlanamaz.

Veya hayvan açığımız olduğu halde bir Kurban da Yüzbinlerce hayvanın bir günde kesilmesini normal karşılar, hatta onu teşvik ederiz ve bir kaç gün sonra ülkede et almak mümkn olmaz, ihtalatın önü açılır...

Mantıken bir ülke şu sorulara yıllar öncesinden cevap vermelidir:

Hangi bölgede hangi ürün, hangi miktarda üretilecek?

Su kapasitesi bu üretimi kaldırıyor mu?

İç tüketim ve ihracat projeksiyonu nedir?

5 yıl sonra nüfus artışı ne kadar olacak?

Hangi hayvan kesilecek, hangi hayvan kesilmeyecek?

Tarım politikası, bir yıllık destekleme açıklaması değildir; en az 5–10 yıllık stratejik bir yol haritasıdır.

Hayvancılıkta da durum farklı değil.

Hangi bölgede ne kadar büyükbaş, ne kadar küçükbaş, ne kadar kanatlı yetiştirileceği planlanmalıdır. Gerektiğinde kesim planlaması yapılmalı, bazı dönemlerde stratejik koruma politikaları uygulanmalıdır. Aksi halde ya arz fazlası oluşur ya da ithalat kapısı açılır şu anda yaşadığımız gibi.

Asıl sorunlardan biri de küçük ölçekli ve hobi üreticisinin sistem içinde tanımlanmamış olmasıdır.

Ben kanatlı hobi sektöründe üretim yapıyorum. Yeni ırklar bulma, çoğaltma, damızlık temini ve pazarlama konularında ciddi bürokratik ve yapısal engeller var. Oysa genetik çeşitlilik, hayvancılığın temelidir. Damızlık kalitesi yükselmeden verim artmaz. Verim artmadan maliyet düşmez.

Bilimsel olarak hayvancılıkta ıslah programları üç ayaklıdır:

Genetik ve ırk materyal kalitesi

Besleme optimizasyonu

Hastalık kontrolü ve Veteriner tecrübe yetersizliği

Türkiye’de küçük üretici bu üç ayağın hiçbirinde güçlü destek alamamaktadır.

Hobi ve küçük ölçekli üreticiler için ayrı bir yasal kategori oluşturulmalı, damızlık ithalatı kontrollü ve denetimli biçimde kolaylaştırılmalı, yerli ırkların korunması ile birlikte yeni genetik hatların ülkeye kazandırılması teşvik edilmesi gerekir.

Bugün Avrupa’da hobi kanatlı yetiştiriciliği sadece bir merak alanı değil, aynı zamanda ciddi bir mikro ekonomi modelidir. Türkiye’de ise ya gri alanda kalmakta ya da ağır mevzuat yükü altında ezilmektedir.

Tarım ve hayvancılıkta ilerleme ve başarı, yasakla değil planlamayla olur.
Baskıyla değil teşvikle olur.
Kâğıt üstü uyum yasalarıyla, bürokratik engellerle değil, coğrafyaya uygun stratejiyle olur.

Eğer üretici geleceğini göremezse, üretim azalır. ( Şu anda ben dahil, bir çok hayvan üretici hayvan satma taraftarı değil)
Üretim azalırsa ithalat artar.
İthalat arttıkça yerli üretici sistemden çekilir.

Bu bir ekonomik mesele değil, bana göre bir milli güvenlik meselesidir.

Tarım planlanmazsa gelecek yönetilemez.

Türkiye’nin ihtiyacı olan şey günü kurtaran, siyasi güvence elde edebilecek destek paketleri değil; bilimsel veriye dayalı, bölgesel, uzun vadeli ve cesur bir tarım vizyonudur.

Aksi halde, yavaş yavaş üretmeyen bir ülkeye dönüşürüz.

DİĞER YAZILARI CHP Entel Görünümden Çıkmalı! 01-01-1970 03:00 Nevruz: Bir Bayramdan Fazlası, Bir Milletin Hafızası 01-01-1970 03:00 Gerçek Sosyal Belediyecilik 01-01-1970 03:00 Biz Avrupalı Olamayacağız! 01-01-1970 03:00 Güney Azerbaycan Türkleri: Sessizlik mi, Var olabilmek mi ? 01-01-1970 03:00 Yalova Valiliğine Mektup 01-01-1970 03:00 Bugün 10 Ocak: Çalışan Gazeteciler Günü… 01-01-1970 03:00 Türk Milliyetçiliğinin Kısa ve Hazin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Halkı Unutan Siyaset; 01-01-1970 03:00 Yalova’da Su Krizi ve Bitmeyen Siyasi Körlük ! 01-01-1970 03:00 Horozun Hikayesi 01-01-1970 03:00 KAYMAKAM ! 01-01-1970 03:00 Vizyon Veya Geniş Görebilme ! 01-01-1970 03:00 Sessiz Sedasız Yalova da Turizim Haftası ! 01-01-1970 03:00 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü 01-01-1970 03:00 Ben Nasıl Bir Çınarcık’ta Yaşamak İsterdim? 01-01-1970 03:00 Sosyal Belediyecilikte Neler Olur, Neler Olmaz? 01-01-1970 03:00 Yalova ve Bölgesinde  Siyaset ! 01-01-1970 03:00 Çınarcık İçin Güçlü Reformlar Yapılmalı, Cesaretli Kararlar Alınmalı 01-01-1970 03:00 İsteğimiz Güzel ve Yaşanabilir Bir Çınarcık Görmek 01-01-1970 03:00 Bugün Yine Perşembe Ve Yine Çınarcık Perişan Olacak! 01-01-1970 03:00 Aslın da Çınarcık'ta Çok Güzel Şeyler Yapmak Mümkün Olabilir! 01-01-1970 03:00 9 Haziran Avrupa Parlamentosu Seçimleri 01-01-1970 03:00 (31 Mart Yerel Yönetim Seçimi) Analiz 01-01-1970 03:00 Yerel Yönetimler de Veya Belediye Seçimlerinde Partiler Arka Planda olur 01-01-1970 03:00 Kaza Olunca Akıllar Başa geliyor 01-01-1970 03:00 Siyasi Rekabetin Olmadığı Çınarcık 01-01-1970 03:00 Çınarcıkta 21 Ekim Gazeteciler Bayramı Kutlaması 01-01-1970 03:00