Naçizane kendi fikirlerimi paylaşıyorum ve bunu yaparken baz aldığım kaynak bizzat kendimin hemen hemen yarım aşıra yakındır Avrupa’nın Başkenti Brüksel de yaşamam ve uzun yıllar ikili ilişkiler ve sivil toplum çalışmaları yapmamdan kaynaklıdır.
Malum ülkemizde çok uzun zaman dan beri ilk kez kendini bir sosyal parti olarak kabul eden ve sosyalist enternasyonalin bir üyesi olan chp li Belediyeleri örnek göstermek zorundayım.
Zorundayım çünkü, hal hazırda bu konsepte ülkemizde başka parti yok ve halk bu sosyal düzene pek de alışık değil.
Yani Ülkemiz sosyalizm sözü duyduğun da aklına ilk gelen şey kominizimdir ve kominizim derken de akıllara ilk gelen şey eski Sovyet rejimidir ve orada yaşanan olumsuzluklar, o gurubun içinde olan bize yakın Türk cumhuriyetlerinin esareti anlamı çağrıştırır ve korkunç olarak bilinir.
Halbuki, bu sosyal düzenle idare edilen Dünya da başka birçok ülke var ve şu an Dünyanın ekonomik olarak ikinci süper gücü olan Avrupa’nın birçok ülkesi bu düzenle idare olunmakta.
Dolayısı ile bende böyle bir ülkede yarım aşıra yakındır yaşamaktayım.
Şimdiyse hayatımın kalan hissesini yaşamaya karar verdiğim Yalova- Çınarcık- Koruköy üçgeni de sosyal bir Belediyecilikle idare olunmakta.
Hal böyle olunca bende bu yaşam güzergahında nasibini alan biri olarak bazı şeyleri yazmak, düşünmek, katkı sağlamak hakkımı kullanmaktayım ( ki bunu idareciler anlamasa bile)
Şimdi gelelim bu fikirleri sizinle paylaşmaya, isterseniz önce neler olmaz la başlayalım; Ama öncelikle Sosyal Belediyeciliğin sözcük anlamını da burada sunmakta yarar görürüm;
Sosyal Belediyecilikte neler olmaz?
Mesela;
Reklam olmaz; Reklam derken neyi kast ediyorum? Sosyal Belediyecilik kendisinin yapma mecburiyeti olan hizmetlerin reklamını yapmaz, halkın temel ihtiyacı olan ve olmazsa-olmazı olan hizmetleri yapıp, onu reklam amacı olarak kullanmaz.
Mesela; Yol yapımı, asfalt çalışması, su, kanalizasyon, temizlik, spor, eğlence, kreş, vs…
Bunların reklamı yapılmaz, bunları yapıp sonra bir lütuf gibi sokaklara resimler asmaz, Halkın parasıyla kendi reklamını yapamaz, sokak ve caddelere sürekli kendi resimlerini asmaz, kendine güvenen bir idareci bunlara ihtiyaç duymaz.
Peki Neleri yapar?
Sosyal Belediyecilikte halk birinci planda olur, öncelikle bir yerel yönetici halkıyla birlikte yaşar, halkın içinde olur, tüm projelerini halkıyla müzakere ederek yapar, sürekli anketler yaptırır, en ufak bir değişikliği bile (Yıkım, komünal işler, yapım, iş yeri açılması, Pazar yerinin kurulma düzeni vs…) halkına sorar, onların öneri ve tekliflerini dinler.
Halkının refahı ve düzenli yaşamı için, konut, iş sahası, spor, eğlence, gibi konularda yeni projeler hayata geçirir, sosyal ağırlıklı projeler hayata geçirir, kendi bünyesinde yaşayan insanların her türlü ihtiyacına cevap verir, ihtiyaç sahibi insanlara maddi ve manevi yardımlarda bulunur ve halkın temel ihtiyaçlarını daha uygun elde etmesini sağlar, çok ihtiyacı olanlara ise bunu ücretsiz sağlamaya çalışır.
Ve tekrar ediyorum yine de bunların tümünü yaparken reklam ihtiyacı duymaz, tabi ki, bunu kendi sosyal hesaplarında paylaşması belki kabul edile bilinir, ya da halkala yaptığı söyleşi veya toplantılarda bunu dile getirip hesap babında açıklama yapması doğaldır, ancak boy-boy resimlerle, kendi resmiyle sokaklara asmaz, bu hiç sosyal belediyeciliğe yakışır şeyler değil, bu ise CHP de, bir hastalık halini almıştır, kusura bakmayın.