Yalova’da Su Krizi ve Bitmeyen Siyasi Körlük !

Bülent Gürçam

28-11-2025 09:52

Yalova’da Su Krizi ve Bitmeyen Siyasi Körlük

Sessizliğiyle, ağırkanlılığıyla ve çoğu zaman “siyasi basiretsizliğiyle” bilinen Yalova’da bu günlerde bir hareketlilik var. Halk arasında meşhur bir argo söz vardır ya; “Ağzı olan konuşuyor!”
Evet… tam da o dönemlerden birini yaşıyoruz. Her yıl tekrarlanan su krizi yine kapıda.

Ben uzun yıllardır bu bölgede yaşayan biri olarak Yalova’yı avlaklarından dağlarına, köylerinden derelerine kadar iyi tanırım. Doğa merakım, avcılık geçmişim ve son on yılı aşkın süredir kafes hayvancılığıyla uğraşmam, bu bölgenin her detayını öğrenmeme vesile oldu. Gazetecilik mesleği de eklenince, bölgedeki her mesele ister istemez ilgi alanıma giriyor.

Gelelim su sorununa…

Yalova, genelde sakin, hatta yer yer uyuşuk bir siyasi yapıya sahip. Ama iş su krizine gelince birden canlanıyor. Bir anda herkes konuşuyor, yerel yöneticiler sosyal medyada video mesajlarıyla boy göstermeye başlıyor. Suçlu ise her zamanki gibi halkmış gibi davranılıyor.
Kimse gerçekçi bir plan sunmuyor; sadece “tasarruf edin, idare edin, yasaklara uyun” deniyor.

Sonra klasik manzara başlıyor:
Herkes birbirini suçluyor.
Hiç kimse sorumluluk almıyor.
Sorun, Allah’ın hikmetine, kuraklığa, kadere bağlanıyor.
Ve herkes anında işin içinden sıyrılıyor.

Arada birkaç kişi çıkar, doğruları söylemeye çalışır, gerçekleri dile getirir. Onlar da anında linç edilir, susturulur, devreden çıkarılır.

Diyorum ya… Yalova neredeyse her yıl aynı sorunla yüz yüze geliyor. Ama kimse gerçek bir plan üretmiyor. Üretenler elbette vardır; ama onlar da seslerini duyuramıyor. Yıllarca bölgenin siyaseti ile yerel yönetimler hükümet ağırlıklıydı, yine aynı sorunlar yaşandı. O dönem yapamayanlar bugün muhalefette ve suçu yeni yöneticilere atıyorlar.
Bugün yönetimde olanlar ise “devlet desteği yok, bu yüzden yapamıyoruz” diyerek kendilerini savunuyor.

Oysa dünyanın en basit yönetim prensibi şudur:
“Sorun ortaya çıkmadan çözüm üretmek.”
Bizde ise tam tersi uygulanıyor: Sorun geldiğinde panikle harekete geçiliyor… ama o dakikadan sonra genelde iş işten geçmiş oluyor. Tıpkı bugün yaşanan su krizi gibi.

Siyasi tabloya gelirsek…
Yalova uzun yıllardır CHP ağırlıklı bir bölge. 2024 yerel seçimleri bunu net şekilde gösterdi.
Merkez ve büyük ilçelerin çoğu CHP’ye geçti.
Kısacası Yalova’yı bugün ağırlıklı olarak CHP yönetiyor.

Ancak hükümet başka bir siyasi çizgide olduğundan, “uyumlu çalışma” Türkiye siyaset gerçekliğinde pek mümkün olmuyor. Daha açık ifadeyle söylemek gerekirse:
CHP’nin bölgede büyük projeler yapması, bu şartlarda, pek gerçekçi görünmüyor.

Bu durumda CHP’li belediye başkanlarının tek şansı var:
Birleşip, ortak proje üretmek.
Ağırlık ve çoğunluk onlarda. Beraber hareket etseler, ciddi işler yapılabilir.

Ama Yalova siyasetinde bu da pek mümkün olmuyor.
Çünkü burada siyaset çoğu zaman ideolojiyle değil; akrabalık, arkadaşlık, mahalle ilişkileriyle şekilleniyor.
Bu da yerel yöneticilerin birlikte hareket etmesini zorlaştırıyor.

Bir örnek vereyim:
Yalova İstanbul Halk Ekmek’ten ekmek alırken, Çınarcık alamıyor, Çiftlikköy alamıyor…
Bu bile tabloyu özetlemeye yetiyor.

Belediyelerin kendi aralarında düzenli toplantılar yapması, ortak projelere destek vermesi, büyükşehirlerden güç alması gerekir. Ama yapılmıyor.
Hatta aynı partiden olup birbirine küsen, görüşmeyen başkanları bile gördük bu şehirde.

Tüm bunlara bir de CHP yönetiminin —maalesef— kronik ego problemini ekleyin…
Vatandaşa cevap yok.
Basına cevap yok.
Eleştiriye tahammül yok.
“Yanlışa yanlış, doğruya doğru” deme alışkanlığı hiç yok.
Yazarsın, çizersin, önerirsin…
Taş cevap verir, deniz cevap verir, orman cevap verir… ama bu yöneticiler cevap vermez.

Görünen o ki; Yalova yakın gelecekte daha çok krizlerle gündeme gelmeye devam edecek.

Tanrı Yalova’yı ve Yalova halkını korusun…

DİĞER YAZILARI CHP Entel Görünümden Çıkmalı! 01-01-1970 03:00 Nevruz: Bir Bayramdan Fazlası, Bir Milletin Hafızası 01-01-1970 03:00 Gerçek Sosyal Belediyecilik 01-01-1970 03:00 Planlanmayan Tarım ve Hayvancılık, Yönetilemeyen Gelecek Demektir ! 01-01-1970 03:00 Biz Avrupalı Olamayacağız! 01-01-1970 03:00 Güney Azerbaycan Türkleri: Sessizlik mi, Var olabilmek mi ? 01-01-1970 03:00 Yalova Valiliğine Mektup 01-01-1970 03:00 Bugün 10 Ocak: Çalışan Gazeteciler Günü… 01-01-1970 03:00 Türk Milliyetçiliğinin Kısa ve Hazin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Halkı Unutan Siyaset; 01-01-1970 03:00 Horozun Hikayesi 01-01-1970 03:00 KAYMAKAM ! 01-01-1970 03:00 Vizyon Veya Geniş Görebilme ! 01-01-1970 03:00 Sessiz Sedasız Yalova da Turizim Haftası ! 01-01-1970 03:00 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü 01-01-1970 03:00 Ben Nasıl Bir Çınarcık’ta Yaşamak İsterdim? 01-01-1970 03:00 Sosyal Belediyecilikte Neler Olur, Neler Olmaz? 01-01-1970 03:00 Yalova ve Bölgesinde  Siyaset ! 01-01-1970 03:00 Çınarcık İçin Güçlü Reformlar Yapılmalı, Cesaretli Kararlar Alınmalı 01-01-1970 03:00 İsteğimiz Güzel ve Yaşanabilir Bir Çınarcık Görmek 01-01-1970 03:00 Bugün Yine Perşembe Ve Yine Çınarcık Perişan Olacak! 01-01-1970 03:00 Aslın da Çınarcık'ta Çok Güzel Şeyler Yapmak Mümkün Olabilir! 01-01-1970 03:00 9 Haziran Avrupa Parlamentosu Seçimleri 01-01-1970 03:00 (31 Mart Yerel Yönetim Seçimi) Analiz 01-01-1970 03:00 Yerel Yönetimler de Veya Belediye Seçimlerinde Partiler Arka Planda olur 01-01-1970 03:00 Kaza Olunca Akıllar Başa geliyor 01-01-1970 03:00 Siyasi Rekabetin Olmadığı Çınarcık 01-01-1970 03:00 Çınarcıkta 21 Ekim Gazeteciler Bayramı Kutlaması 01-01-1970 03:00